HERBALİFE BESLENME UZMANI SOHBETLERİ

HERBALİFE BESLENME UZMANI SOHBETLERİ

HERBALİFE BESLENME UZMANI SOHBETLERİ

 

 

Teşekkür ediyoruz İsmet hocam durmak bilmeyen beslenme ve Herbalife yaşam stili aşkınızla bize ilham oluyorsunuz ve bu değerli sohbetleri daha fazla kişiye aktarmak istiyoruz.

 

 

Doğru mesajlarla insanlara yardımcı olmaya devam ederken sizden ve bilgi hazinenizden yararlanmaya çalışıyoruz. Prof.Dr.İsmet TAMER’den bahis ediyoruz hadi bakalım bu sohbeti sizlerle de paylaşalım.

 

 

Merhabalar arkadaşlar değerli Herbalife üyeleri ve Ayrıcalıklı herbalife müşterileri. Öncelikle söyleyeyim sizlerle bu akşam da beraber bir eğitimde daha beraberiz ve mutluyum.Bu eğitimde aslında sizlerle ben bu akşam böyle ders verir gibi eğitim vermek istemiyorum .Arkadaşlar sizlerle ben bu akşam şöyle bir sohbet etmek istiyorum o yüzden öncelikle lütfen çaylarımızı kahvelerimizi alalım bir keyif yapalım.

 

 

Bu akşam istiyorum ki bir sohbet edelim öyle kalemi kağıdı hazırlayıp not almaya falan başlamayın.Önce bir sakinleşin bir gevşeyin bir rahatlayın istiyorum çayınızdan kahvenizden bir yudum alın hissedin tadını.Tadını aldınız mı ? sıcaklığı, kokusu bunları hissettiniz mi? Tadını aldınız mı? tekrar içinde neler var hissedebiliyor musunuz?

 

 

Diyeceksiniz ki hoca bu akşam ayrı bir hava da ayrı bir havada değilim bugün anlatacağım şeyler aslında tamda şimdi yaptığımız şey eğer siz de beni takip edip aynısını yaptıysanız şu an yaptığımız şeyle çok alakalı çok ilgili bugünkü konumuz. Bugünkü konumuz şu neden yediğinizin farkında mısınız?

 

 

Dünya geneline baktığımız zaman farkındalık neredeyse yok denecek kadar az her alanda sadece yediğiniz içtiğiniz için değil öyle şeyler yaşıyor ki dünya mesela son zamanlarda yaşanan sağlık sorunlarını hayal edin.

 

 

Bütün dünyayı avucunun içine almış bir virüs var halen dünyada ne olup bittiğinin farkında olmayan insanlar var. Neden böyle çünkü insanlar geçmişe takılmışlar yada geleceğin endişesini yaşıyorlar ve şu anda burada neler yaşıyoruz ne yapıyoruz bunun farkında bile değiller. Enteresan bir durum gerçekten ilginç ama çok önemli bir şey!

 

Farkındalık farkındalık çok önemli neden önemli? Eğer şu anın farkında değilseniz şu anı yaşayamazsınız arkadaşlar ve geçmişte takılıp kalırsanız geçmişin etkileri sizin şu anınızı ve geleceğinizi de etkiler.

 

 

Siz anı yaşayamadığınız için gelecek için geçmişin endişesiyle çaba gösterir bir şeyler yapmaya çalışırken bir de bakarsınız ki günler haftalar aylar geçmiş hatta yıllar geçmiş ve siz ne noktaya gelmişsiniz?, hedeflerimize ulaşabilmiş misiniz?. Bunun bile farkında değilseniz tadını bile çıkaramıyorsunuz yaşayamıyorsunuz demektir.

 

 

Yüzyıllar evvel işte tıbbın babası diye adlandırılan Hipokrat yada hipokrates latincedeki ismini de anmış olalım.Demiş ki yediğin Şifan olsun ilacın yediğin olsun. Neden böyle bir şey söylemiş çünkü yüzyıllar geçip gidiyor İnsanoğluda tabi ki tıpta bu kadar gelişmiş değildi.

 

 

Elinde ilacı yok o zamanlar bizim bir zamanlar kocakarı ilacı dediğimiz işte biraz deneme yanılma yöntemi ile tecrübe edilerek insanlar hastalandıklarında ya da herhangi bir rahatsızlık yaşadıklarında o rahatsızlıkları için şifalı birtakım ürünler bir takım şeyler yapmaya çalışırlar ış.

 

 

Ama sonra bu işte uzmanlaşan bir takım insanlar da yüzyıllar evvel hipokratın dediği gibi bir şey fark etmişler aslında hayatımız ; hayatımızı nasıl yaşadığımız sağlıklı kaliteli bir şekilde tadında doyurucu şekilde yaşamamız gerekiyor.Hepsi yediğimiz içtiğimiz şeylerle alakalı hayatımızda tercih ettiğimiz yaşam tarzımızla alakalı.

 

 

 

Biz bugün 21.yüzyılda halen bize danışan insanlara ne diyoruz yediğinize içtiğinize dikkat edin, işte uykunuza dikkat edin, yaşam tarzınıza dikkat edin, enteresan yüzyıllar evvel bir insan bunu öyle bir söylemiş ki yüzyıllar sonrasında onu hatırlayarak onun söylediğini bizde sizlerle paylaşıyoruz.O zamanlar insanlar hastalandıklarında bir sıkıntıları olduğunda birtakım karışımlardan faydalana biliyorlarmış.

 

 

Ama doğru şeyleri yediklerinde sağlıklarına kavuştuklarını, doğru şeyleri yedikleri zaman daha sağlıklı yaşadıklarını, daha kaliteli yaşadıklarını zaman içerisinde fark etmişler.Aradan yüzyıllar geçmiş, yüzyıllar sonra Avrupada Fransa’da Moliere o Sefahat içinde yaşayan Avrupalıların ne yaptıklarını görmüş.

 

 

Siz de bilirsiniz belki 16. Yüzyıldan neredeyse 19. Yüzyılın başına kadar özellikle bazı Avrupa ülkelerinde tam bir Sefahat bazı bölümlerinde insanlar yemek için yaşıyorlar bolluk var zenginlerin elinde.

 

 

Öte yanda fakirler bir lokma ekmekle hayatlarını idame etmeye çalışırken zenginler öyle bir yiyorlar öyle bir yiyorlar ki O yemek yemeye bağlı olarak bir sürü sağlık sorunları ile mücadele ediyorlar.Yediklerinin farkında bile değiller o kadar ki Fransa kraliçesi ayaklanma sırasında niye bunlar ayaklanıyor dediğinde; işte Efendim ekmek bulamıyorlarmış O yüzden ayaklanmışlar yanıtına şöyle bir yorum yapıyor “ ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” o zamanlarda çünkü insanlar öyle bir noktaya gelmişler ki ne yediklerini nasıl yediklerinin farkında değiller yemek için yaşıyorlar o yemeğin verdiği haz hayatlarındaki eksiklikleri gideriyor.

 

 

O artık hadi böyle karnımı doyurayım olayından çok öteye geçmiş bir durumda, yine aradan yüzyıllar geçiyor diyebiliriz ve Uzak doğu felsefesi gündeme geliyor.Uzak doğu felsefesinde vücuttan ziyade zihnin ve ruhun tatmin edilmesi çok önemli, çünkü eğer tatmin olmuyorsa beyniniz tatmin olmuyorsa; bedeniniz için yapacağınız şeyler aslında boşa gidiyor.

 

 

Gerçekten de öyle insanlar bugün de bakıyoruz mesela çok basit bir şey var psikoloji ve psikiyatri de çok gündeme gelir; aslında biz normal günlük rutinde bizde de bunu çok fark ediyoruz omuz ağrısı ile geliyor bir insan geçmeyen bir omuz ağrısı muayene ediyoruz boynunu, omuzlarını, kollarını, omurgasını, başını, geçmiyor sebebini bulamıyoruz.Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler veriyoruz haftalarca aylarca hapını, merhemini, iğnesine geçmiyor şöyle yokluyoruz sorgulamaya çalışıyoruz.

 

 

Hani böyle uzun zamandır yapman gereken senden beklenilen ama bir türlü tam olarak yerine getiremediğin için uzun zamandır omuzlarında yük olarak kalmış bir derdin bir sıkıntın var mı? bir görevin var mı? dediğimizde yavaş yavaş dökülüyor cümleler insanın ağzından. Aslında omuzlarında yük olarak hissettiği sıkıntısı omuzlarında şiddetli ağrılar şeklinde karşısına çıkıyor.

 

 

 

Evet eğer siz beyninizi ruhunuzu tatmin etmezseniz beyninizi, ruhunuzu hayattan zevk alacak şekilde doyurmazsanız o zaman kalan eksikliği sürekli fiziksel bir takım zevkleri almakla, fiziksel bir takım tatminlerle doldurmaya çalışırsınız o boşluğu asla dolduramazsınız.

 

 

Bunun örneklerini kendiniz de çok yaşıyorsunuzdur mesela sosyal yaşantısı olmadığı için tek başına Televizyonun karşısında saatlerce yemek yiyen bir genç kızı düşünün.Kendi fiziki görünümünden memnun değil işte ne bileyim saçından da memnun değil, durumundan memnun değil, görünümünden memnun değil. Birileri ile konuşacak kadar bir sosyokültürel durumu da yok ve o zaman tekrar tekrar yalnız kalmanın eksikliği ile kalan boşluğu vücudunda sanki o boşluk muş gibi doldurmaya çalışıyor.

 

 

 

Aslında ruhunda o kalan o boşluğu yemekle dolduruyor. Yemek keyif verici bir eylem, yemeğin her anının tadını çıkarmak lazım.Dedim ya akşam geçtiniz bilgisayarın ekranı başına aldınız çayınızı elinize; ya şu çayın sıcaklığını hissedin dumanının çıkışını kokusunu hissedin.

 

 

O hissi yaşayın bir yudumu hızlıca yutmaktansa ağzınızda azıcık bekletin öyle saniye kadar saniyenin yarısı kadar ve dilinizle damağınız arasında o tadın yayıldığını, ağzınızdaki o bir sürü minik minik sinir uçlarını dilinizi deki damağınızda ki bir sürü tat algılayan alıcıların hissetmesine müsaade edin.İnanılmaz güzel bir duygu ama tabi bunu abartıp her şeyden abartılı miktarda tüketen insanlar var benim dediğim gibi tadına vara vara yaptığınız da gerçi yemek ya da içmek keyif verici bir eylem haline gelir.

 

 

 

Bu yemek yeme ve bir şeyler içme ;gıda türü bir şeyleri tüketme eylemi bir vücuda zarar verecek vücudu çöp kutusu gibi dolduracak bir eylemden çok daha öteye çok da üst düzey bir duruma gelir. Biraz daha detaylara gideceğim sohbet havasında gidiyoruz.

 

 

Telaş etmeyin sizlerin de çok iyi tanıdığı birine geldik yine 20. Yüzyılın ikinci yarısında 21. Yüzyıla girerken görüşleriyle yorumlarıyla hepimize geleceğe yönelik ışık tutan çok değerli bir isim Jimron “Vücuduna İyi Bak Yaşayabileceğin Tek Yer Orası” aslında altında çok derin anlamlar taşıyan çok inanılmaz, inanılmaz ileriye dönük bir görüş.

 

 

Herkesin bu cümleyi okuduktan sonra en az 2 kez düşünmesi lazım vücuduna İyi Bak yaşayabileceğin tek yer orası.Aynısını dünya içinde söyleyebilirsiniz bizim yaşayabileceğimiz halihazırda tek yer bu koskoca evrende dünya ve dünyada yaşayabileceğiniz tek yer ruhunuzun yaşayabileceği tek yerde içinde bulunduğunuz bu vücut.Hem yaşadığınız dünyaya hem de yaşadığımız vücudumuza iyi bakmak zorundayız.İyi bak da nasıl ne yapalım yani her gün duş alalım, temiz tutalım, işte mikroplardan uzak tutalım,elimizi yıkayalım falan.

 

 

Ondan sonra her kafadan bir ses çıkıyor şu niye bu niye bilmem ne öyle mi yapalım .Aslında arkadaşlar bu böyle bir şey değil istediğim her şey kavram olarak eğer düşünmek gerekirse zihin demek; zihin dolu bakmak, zihin dolu görmek anlamına gelebilir. Yani beynini kullanmak Türkçe’ye çevirdiğimizde  tam olarak anlam olarak bilinçli bir farkındalık anlamına geliyor.Bilinçli farkındalık ne demek farkındalık aslında yaşadığın şeyleri görmek sadece bakmak değil. O baktığın şeyi görmek onun ne olduğunu anlamaya çalışmak onu hissetmek.

 

 

Onu düşüncelerinle duygularınla ve o anda hissettiklerini bütünleştirmek anlamına geliyor.Diyorsunuz ki Hoca bugün ne içtiyse uçtu galiba başka bir diyarda dolaşıyor hayır efendim konuya geleceğiz biraz sabırlı olun.

 

 

Dedim ya bugün çayınızı, kahvenizi elinize alın keyf yaparak biraz sohbet edelim her 3 kadından, her 4 erkekten neredeyse bir tanesi hayatı boyunca sürekli kilo vermek için çeşit çeşit diyetler yapmaya çalışmışlar.

 

 

Bu insanların büyük bir kısmı egzersiz ve diyetiyle birtakım girişimlerde bulunmuş.Bu da demektir ki kadınların neredeyse yüzde altmışı erkeklerin neredeyse yüzde yirmi beşi yada otuzu sahip olduğu kilodan memnun değil.Sahip olduğu vücut ağırlığından hoşnut değiller.Bunun için de yeme içme ya da kilo kontrolü amaçlı egzersiz çabalarıyla çözüm bulma peşinde ama yine enteresan bir şey var yapılan çalışmalar diyor ki insanlar hayatları boyunca insanlar da deyince milyonlarca insandan bahsediyoruz.

 

 

Hayat boyunca inanılmaz sayıda diyetler yapıyorlar, inanılmaz sayıda egzersiz programlarına giriyorlar ve bunların yaklaşık %92’si başarısızlıkla sonuçlanıyor.Başarısızlık derken işte bir ayda 3 kilo verdim işte Mayıs ayında mayoya girebilmek için yazın diyete başladım, Haziran sonuna kadar yani Temmuz’da gideceğim Tatile kadar 10 kilo verdim. O mayonun içine sığdım sonra Temmuz’da 15 gün tatil Temmuz sonu yavaş yavaş kilo almalar başlıyor.

 

 

Ağustosta Mayıs’ta yaptığınız alışkanlıkların hepsi alışkanlık demek çok abartı oldu uygulamaların hepsi unutuluyor.Alışkanlık haline gelmiyor ve Eylülde Siz Mayıs’takinden daha kilolu vaziyette yeni bir döneme giriyorsunuz.

 

 

Gerçekten de yapılan çalışmalar göstermiş ki ne kadar diyet yaparsanız yapın ne kadar işte egzersiz yapacağım diye yırtılırsanız yakının eğer bunları birilerinin talimatıyla kendi içinizde içselleştirmeden zorla yapıyorsanız bundan belli bir zaman sonra terk ediliyor ve bunlar bir zaman sonra artık terk edildiği için vücut metabolizması bozuluyor.

 

 

Daha fazla kilo ile geri dönüyorsunuz daha mutsuz oluyorsunuz ve bu mutsuzluk maalesef sizi depresyona sokuyor.Ne olacak başıma ne gelecek diye düşünürken bizim anksiyete dediğimiz endişe bozukluğu durumu yaşanmaya başlıyor her ikisi de insanın iştahını açan her ikisi de insanın çok daha fazla yemesine sebep olan durumlar ve bu durumlarla beraber artık siz ne yediğinizi neden yediğinize nerede ne zaman nasıl yediğinizi düşünmeden yanınızda kim olduğunu bilmeden yemeye devam ediyorsunuz.

 

 

Diyoruz ki ama bir son versek yani her şeyden evvel geçmişin dertlerini düşünmeden her an, her gün, her dakika geleceğin telaşını geleceğin endişesini taşımadan şu anın tadını çıkararak içinde yaşadığımız anı her dakikası her saniyesi ile mutlu şekilde yaşamaya çalışarak tadını alarak yaşasak ve bunu hayatımızın her anına yaşasak beslenmemize de yansısa.

 

 

İngilizce bir tabir var Türkçede de ne yediğinizin farkına vararak yiyin. Diyeti yeterince beslenebileceğimiz bir uygulama yapsak daha kalıcı daha başarılı sonuçlar almaz mıyız diye düşünüyoruz ,siz ne dersiniz bence kesinlikle işe yarar ama işte işe yaraması için kavramı anlatacak böyle lafı uzun uzun dolandırıp getirecek bir hikaye lazım.

 

 

Karşınızdayım size akşamın bu saatinde alın elinize çayınızı üç seferdir ne güzel kokuyor, sıcaklığını hissettim hissederek ağzımda yavaş yavaş tadına vararak keyfine vararak içiyorum çayımı. Besin ne demeye çalışıyor önce dokunun ve hissedin ne yediğinizi beslenirken kokusunu alın içinde neler var. Onu ayırt edin ama ben neler yiyorum diye düşünün beslenirken.

 

 

Gerçekten şu anda ben bu çayı içmeli miyim neden başladığımdan bu yana bir canlılık getirdi bana demek ki ondan içmeliyim.Bunu nerede içmeliyim kimle içmeliyim işte tam da zamanı bu eğitimde dostlarımla birlikte keyif alarak içmek istiyoruz ki ne yediğinizi, nasıl yediğinizi, neden nerede ne zaman yediğinizi fark edin. Siz eğer o yemeği birileriyle birlikte yiyorsanız hani tek başına değilseniz kiminle yediğinize fark edin diyoruz bilinçli farkındalık yediklerinizin farkına varmak demek.

 

 

Bilinçli farkındalık yemek yerken doğru seçeneklerle yemeği yemek demek.Şimdi insanlara soruyorum ben nasıl beslendiğinizi düşünüyorsunuz; çünkü çöpe doldurur gibi ne bulursanız karnınızda ise O Mide’nin çünkü bir kapasitesi var ama öyle beslenmeye devam ederseniz mide kaslardan oluşmuş esnek bir yapıya sahip, esnedikçe büyüyecek büyüdükçe onu doyurmak daha zor hale gelecek.

 

 

Giderek hani tabir yerinde ise mide değil işkembe haline gelecek ve siz işkembeyi doldurmak için çabalayacaksınız.Geviş getiren hayvanların ne yaptığını biliyorsunuz güneş doğarken çıkıyorlar otlamaya güneş batana kadar kafaları yerde otlayıp duruyorlar.İşkembelerini doyurmak için bütün gün yiyorlar başka bir şey yaptıkları yok.Duyar gibiyim sizlerden  gelen sesleri mırıldanmaları valla benim amcamın oğlu da işte öyle aynı şekilde işkembesini doyurmaya çalışıyor.

 

 

Bütün gün işte teyzemin kızı da öyle hocam ne yediğini bilmeden sürekli yiyor der gibisiniz sanki duyar gibiyim sizleri.Gerçekten başta kendimizden ve kendi ailenizden en yakınımızdan başlamak üzere etrafımızda o kadar çok insan var ki ne yediğini, neden yediğini ,nasıl yediğini bilmeksizin ne zaman yemesi, ne zaman doyması gerektiğinin farkına varmadan nerede yemesi gerektiğini bilmeden çoğunlukla de kendi beslenmelerini olumsuz etkileyen kişilerle birlikte yemek yiyerek kendilerine daha fazla zarar veren insanlar var.

 

 

Beslenmelerine de ,vücutlarına da, yaşamlarına da zarar veren bir sürü insan tanıyoruz çevremizdeler bu kişiler.Şimdi bir kere günlük beslenmemize bir bakalım; ya gıdalar kaç kola ayrılır siz beni anlıyorsunuz işte temel besin maddeleri Makro besinler ;proteinler, yağlar ama özellikle sağlıklı yağlar ve proteinler özellikle zengin protein kaynaklarından beslenmemiz gerektiğini söylüyoruz.

 

 

Karbonhidratlar aman diyoruz olabildiğince işlenmiş basit şekerleri azaltın, sıfırlamak çok mümkün değil modern dünyada çok gerekli de değil.Eğer kısıtlarsanız önemli bir miktarda bu yeterlidir.Aynı şey yağlar için de geçerli ne diyoruz işte sağlıklı yağlar Omega 3 ten zengin yağlar ,doymamış yağlar tüketelim.

 

 

Güzel ama doymuş yağları tamamen hayatınızdan çıkarmanız mümkün mü keşke mümkün olsa.Modern şehir hayatında bu da çok zor ama diyoruz ki o da şart değil günlük enerjinizi günlük aldığınız enerjinin yüzde ne bileyim 5 ile 10’u kadar kısmını aşmayacak şekilde kısıtladığınız da daha güzel olur.İnsanız  güzel egzersiz yaparak, Spor yaparak hareketli bir yaşam tarzıyla bu gelen fazla enerjiyi de yakmayı başara biliyorsanız ona da endişelenmenize gerek yok.Geçmişe dönüp ama hocam geçmişte çok yaptım bunları ben ne dedim size geçmişe takılmayın.

 

 

Geçmiş geçmişte kaldı bırakın ama hocam ilerde kalp krizi geçirirsem? ne dedim size geleceği de düşünmeyin şu an bu anı düşünün şu an yaşamakta olduğunuz önce o daha önemli. Tamam hocam anlaştık gıdalar ,vitaminler, mineraller alıyorum hocam. Vitamin mineral peki taze sebze meyve yiyor muyuz? öyle mi? İçinde biraz da vitamin kaldıysa, içinde mineral kaldıysa, nasıl yiyorsun Pizza olarak, hamburger olarak mı yoksa tost,poğaça,hazır börek gibi mi?

 

 

 

Bugün bir danışanım bana dert yanıyor kendisi için gelmiş ama torun’dan bahsediyor, kızından bahsediyor diyor ki ya hocam diyor torunum da diyor kilo var birlikte kurdeşen var diyor.17 Yaşında delikanlı bir hastalık çıktı diyor sonra altında  otoimmün hastalık aradılar diyor, ne demek yok vücudun kendi kendine zarar verdiği ,kendi dokularını tanıyamadığı hatalı gördüğü bir durum ve doktor demişti yanlış besleniyorsunuz.

 

 

Bu hastalıktan onda da çıktı ne yiyorlar dinle hocam dedi ;sabah kızıma söylüyorum ya bir yumurta, peynir ,zeytin, domates, salatalık O çocuğun önüne de koyun güzelce bir yesin. Ekmeği güzelce kızartın önüne koyun şöyle bir dilim ekmek üzerine memleketi Trabzon oradan tereyağ getirmiş sürsün çocuk, buna peyniri koysun üzerine güzelce yesin diyorum.

 

 

Evet onlar ne yapıyor dedim ikisi de gidiyorlar biri iş yerinde, biri okulda tost yiyorlar hocam.Öğlen, akşam hocam güzelim yemeklerimiz var onun yerine Pizza, hamburger işte hazır bisküvi ile böyle paketlenmiş şeylerle geçiriyorlar ne yapacağımı şaşırdım ve çocuk da daha 17 yaşında bir sürü sorunlar yaşamaya başladı.

 

 

Önemli işin ilginç tarafı bu yaşlı beyefendi çaba gösteriyor ama Yüksek Öğrenim görmüş kızıyla lisede okuyan torunu maalesef ne yediklerinin farkında değiller. Eğer farkına varırlarsa bunların vücutları için doğru ve kaliteli besinler olmadığı  hatta bunların içindeki birçok katkı maddelerinin ya da bu gıdalar hazırlanırken ortaya çıkan zararlı maddeleri bilselerdi,bakın içine katılmış demiyorum mesela yakıyorlar O gıdayı açığa çıkan bir şeyler var sağlıklı yağ koyuyorlar ama o yağı kızartıyorlar bir sürü sağlıksız yağa dönüşüyor onlar bunlardan bahsediyorum.

 

 

Bütün bunların farkında değiller vücutlarına ne kadar zarar verdiği enteresan bir durum ,insanlar  farkında olur mu  telefona bakarken nasıl yiyorlar? Ne demek nasıl hocam ağzı ile yiyorlar öyle değil!. Nasıl yiyorlar yani ne bileyim oturuyorlar çatal bıçakla mı yiyorlar yoksa eline alıyor hop hop hop hop hemencecik diyorum.Hemen yanına ekleyelim o zaman nerede yiyorlar sofrada oturup yiyorlar, Televizyonun karşısında mı yiyorlar, işyerinde telefonla konuşurken mi yiyorlar, yolda Araba kullanırken mi yiyorlar, bir yandan yürüyorlar bir yandan yiyorlar mı? hepimiz biliyoruz ki bu dediğimiz şeylerin bazen keyifli olduğunu.

 

 

Nedir işte televizyonda böyle Akşama beklersiniz çok özendiğiniz bir film ya da bir program olur o programın için de TV karşısında alırsınız elinize tabağınızı ,tepsinizi onu seyrederken bir yandan yersiniz.Düşünmenizi istiyorum sizi o sırada neyin hazzını alıyorsunuz televizyondaki programın mı? yediğiniz ya da içtiğiniz gıdanın mı?

 

 

Enteresandır insanlara testler yapmışlar, bilimsel araştırmalar ve televizyonda çok heyecanlı bir programın karşısına koyup önlerine getirilen tepsilerdeki gıdaları tüketmelerini istemişler. Yemek bittikten sonra televizyonu kapatıp siz ne yediniz diye sormuşlar soru sorulan kişilerden her 4 kişiden 3’ü ne yediğini bilmediğini söylemiş.

 

 

Hamburger miydi, tost mu verdiniz, ton balıklı mıydı, kaşarlı mıydı farkında değiller ne kadar yedinizi biliyor musunuz?  Vallahi herhalde çok yemişimdir şu büyüklükte bir işte hamburger miydi acaba? Sizin önünüzde iki büyük üç katlı hamburger, koca bir patates kızartması vardı ve siz bu filmi seyrederken hepsini bitirdiniz. Kocaman büyük bir gazlı içecek de beraber yediklerinin ne olduğunu farkında bile değiller.

 

 

Başka çalışmalar da var ondan evvel ben size sorayım iş yerinde mesai de çalışanlar var mı? aranızda hani daha henüz kendi kendi iş yerini açamamışlar birinin bir kurumun bir iş yerinde çalışan insanlar.Hani şöyle sabah saat sekizden akşam beşe yada  9 dan 6 ya çalışan mesai insanları.Çoğumuzun yaptığı gibi bu insanlar ; ben zamanında İş yeri Hekimliği yaptım oralarda çok gördüm sabah mesaiye başlarlar.

 

 

Bazı iş yerlerinde insanlar evlerinden kahvaltı yapıp gelir, bazı iş yerlerinde gelince bir ara verilir orada bir kahvaltılık bir ara öğünde bir şeyler ikram edilir herkes oturur evinde kahvaltı etmişler de gelir oturur herkes yiyor ben niye yemeyeyim? Tamam da kardeşim problem yok, sonra saat 12 olur zil çalar Öğlen paydosu 12,5 veya 1 gibi saat hadi yemeğe.

 

 

Neden çünkü yemek saati öğlen yemeği saati hadi yemeğe. Peki aç mısın ? aslında pek aç değilim! ama ben aç mısın diye sorana kadar bu kişi sadece şartlanmış 12.00 yemeye gidelim diye.

 

 

12’de hadi yemeğe gidelim aç mısın farkında değil, enteresan gittiği zamanda herkes yiyorsa O da yiyecek farkına varmadan, Ne yediğinin Farkına varmadan, gidecek aynı şeyi akşam da oluyor nasıl oluyor?

 

 

İşte öğlen yemeği yiyorsunuz öğleden sonra işte misafirlikte ne yani başka bir yerde bir şeyler yiyorsunuz, ya da yemiyorsunuz akşam saati olunca standart eve geldiniz hadi bakalım aile ile beraber yemek sofrada oturarak yiyorsanız yine Tebrik ederim. Gayet güzel bir şey ,neden sosyalleşmenin kültürümüzün bir parçası aile olmanın güzel bir parçası.

 

 

Güzel bir yönü ama eğer; herkes tabağını tepsisini alıp kimisi bilgisayarın başına, kimisi televizyonun başına, kimisi arkadaşıyla telefonda veya işte başka bir oyunu oynarken hoşuna gidiyor ve o şekilde yemeğinizi yemeye kalkıyorsanız eyvah!. Çünkü zamanlama tamam aynı 12.00 1.00 arasında oldu ya da akşam yemek saatinde olduğu gibi ama nerede kiminle yediğinizde çok önemli.

 

 

Siz onu maalesef suistimal ediyorsunuz anlamına gelir bu söylediklerimi şu an bazılarınızın ya ne demek istiyor diye pek anlamadığını düşünebiliyorum. Evet gerçekten bazılarınız bunu fark edemiyorlar neden fark edemiyorlar biliyor musunuz? Çünkü o kadar otomatiğe bağlamışız ki normal geliyor. Bize ya evet ben her akşam eve gidince televizyonun karşında yerim arkadaş! Ne var ki bunda yemeği orada yiyorum ben zaman kazanıyorum zaman kazanmak mı yemek yemek mi sizin için bir iş değil mi.

 

 

Yani bir gereksiz bir şey mi ki onu zaman kazanarak aradan çıkarıyorsunuz.

 

 

Bakın arkadaşlar ya da bilinçli farkındalık dediğimiz şey sakinleşmekle başlar bilinçli farkındalık  sizden istediğimiz, sizden beklediğimiz şey şudur; bir gün 6 gibi erken bir akşam yemeği yediniz evet biraz acıktım gibi çay da içince şimdi o da biraz midemi acıktırdı eee peki ne yemeliyim akşam yemeği yedim zaten saat onu geçti bu saatte akşam yemeği mi yemeliyim, yok o kadar aç değilim zaten, e o zaman diye düşününce neler çıkıyor bakınız. Saat 8’e gelince  en geç 2 saate ve bütün yeme içme işleminin bitmesi lazım.

 

 

Diyelim ki 12 gibi yatacağım şu anda ama aç da yatmak istemiyorum Midem kazındı. Hafif bir şey yiyeyim ne yiyeyim elimde benim bir şey var aslında şöyle küçük bir atıştırmalık olabilir.Sağlıklı bir atıştırmalık aslında ben bu sağlıklı araştırmaların yerine ne yapabilirdim içeri gidebilirdim güzel bir makarna yapardım, şöyle tereyağlı üzerine peynir serpeler idim, sos hazırlardım hop ne yapıyorsunuz?

 

 

Akşam yemeği yediniz! Arkadaşlar bu saatte bunları yapıp da ağır karbonhidratlara kendinizi fena edemezsiniz. Akşam saat 6.30 7.00 gibi yapın o yemeği ama şimdi ideal bir atıştırmalık, enerjisi küçük bu size yeter.

 

 

Yemekte çok minik bir ısırık alıyorum hemen yutabilirim farkına varmaya çalışıyorum, farkına varmaya çalışıyorum yediğimin.Yemek konusunda bilinçli farkındalık işte böyle başlıyor.Yavaş sakinleş, gerçek gerçekten aç mısın onu düşün zamanın anın farkına var.Gerçekten bir şey yemeli misin cevabın evetse ne yemelisin? Ona göre seçimlerini yap.

 

 

Hani vardır ya markete aç gitmeyin deriz. Bir markete gıda alışverişi için gidecekseniz mutlaka yemeğinizi yiyin.Marketi tok karna dolaşın çünkü bilinçsiz şekilde aç olduğunuz için her bir şeyi yemeye çalışırsın.Onu bunu her şey yemeye çalışırsınız bunu yapmayın. O gereksiz enerjiyi aldınız nerede nasıl yakacaksınız.Haftalık gıda aldınız her gün ne yiyeceğinizi kabaca kafanızda şekillendirdiğiniz zaman bu şekilde pişirdiniz, hazırladınız ,getirdiniz daha güzel hazırlanmış bir tabak ne güzel.

 

 

Yapamadınız diyelim Herbalife shake hazırlanmış sizler için oda yemek bu yemeğin içine sevdiğiniz meyveleri eklerseniz, sevdiğiniz sebzeleri eklerseniz, sebze eklenir mi demeyin.

 

Pancarlısını içtim muhteşemdi hala unutamıyorum. Yediklerinizi küçük lokmalar halinde alın uzun uzun çiğneyin ağzınızda erisin dilinizin üzerinde tat alma sinir uçlarının hepsi keyif yapsınlar ,yediğinizin o tadını alarak içindekileri tadarak hissetsinler.

 

 

Ondan sonra yedim yuttum, güzel son iki lokmayı alacak mıyım, bir durun bir düşünün, gerçekten birileriyle oturup konuşarak yiyecekseniz, sohbet ederek yiyecekseniz ara verin 2 lokmayı almadan ve biraz daha düşünün, biraz daha bekleyin, lütfen farkındalıkla yediklerinizin hazzına daha çok ulaşacaksınız. Sakın bu gıdaların hazzına çok ulaşırsam efendime söyleyeyim daha çok yemek isterim gibi düşünmeyin.

 

 

Beyin devreye girecek ne yerseniz yiyin, ne kadar yerseniz yiyin 20 dakikada bir doygunluk hissi beyinden vücuda yayılan bir emirdir.Bu emir yaklaşık 20 dakika içinde gerçekleşir. Eğer siz aç olmadığınız halde sofrayı oturup hızlı hızlı yerseniz o 20 dakika içerisinde sizin için felakettir.Kalori felaket çöplük doldurur gibi ,çöp kutusunu doldurur gibi gıda ile vücudunuzu doldurmuş olursunuz.

 

 

20 dakikadan sonra beyinden talimat gelir doydun, kes artık doydun yeter artık der yemek yemeyi eğer Otomatiğe bağlı değilseniz. Otomatiğe bağlayanlardansanız beynin talimatını bile dikkate almadan vücudunuz yemeye devam eder.Ta ki o midenizde duyacağınız sıkıntıyla karışık haz gerçekleşene kadar onlardan olmayın. Siz her anın tadını çıkararak lokmalarla tadına vararak uzun uzun çiğneyin.

 

 

21 gün sabret alışacaksın 90 gün sabret artık davranış değişikliğini başaracaksın aynı o şekilde gerçekten de bunu yapmaya çalışırsanız eğer her şey daha farklı olacak.Demek ki ne yediğimizin farkında olacağız ,ne zaman yediğimizin farkında olacağız, nerede yediğimize dikkat edeceğiz, nasıl yediğimize bakacağız, yemeği ne zaman yediğimize bunlar çok önemli, tabii kiminle yediğinizde önemli,insan bazen böyle hoşlanmadığı bir arada durmak istemediği biriyle sofraya oturduğunda; Ne yediğini bilmeden bitireyim ben tabağı bu şahsın yanından da kalkayım gideyim diye düşünebilirsiniz.

 

 

Ya da sevdiği ile oturur sofraya onun güzelliğini seyredip gözünün içine bakmaktan tabağından iki lokma zor alır, ama 20 dakika geçtiği için beyinden talimat gelir doydum  ben zaten, bu kadar bana yeter der sofradan kalkar.

 

 

Biz onları böyle aptal aşıklar olarak görüyoruz ama tam tersi onların beyni güzel hazları yaşadığı için sağlıklı yaşıyorlar.Güzel yaşıyorlar evet sevgili arkadaşlar O zaman şöyle biraz da uzman görüşü ile bazı önerilerde bulalım ne zaman eğer sağlıklı bir gece uykusu uyuduysan ;yani gece 11-12 arası yatmayı başarabildiysek ne güzel.

 

 

Çoğunuzun bu geçtiğimiz 3-4 aylık dönemden sonra uyku düzeni değişti farkındayım gündüz çalışıyor bile olsanız halen gece geç saatlere kadar ayakta kaldığınızı biliyorum o yüzden saklamayın.

 

 

Ama lütfen 11-12 arası uyumaya çalışın en az 7-8 saat sağlıklı güzel bir uyuyun ve sabah kalktığınızda 7-8 gibi güzel bir kahvaltı yapın. Öğlen yemeği öğlen yemeği güneşin en tepede olduğu saat yenilir yani 12-13 civarında buraya kadarki 4-5 saatlik sürede ne yapacaksınız? Kuşluk vakti saat 10.30 gibi hafif bir sağlıklı atıştırmalık alacaksınız.

 

 

Öğlen 12-1 gibi yemeğinizi yediniz ister iş hayatı olsun, ister evde, dışarıda çalışanları bekleyip ev işleriyle uğraşmak olsun. Akşam yemeğiniz aşağı yukarı saat en geç 8 gibi bitmiş olmalı.İşte bu saate kadar geçecek sürede de öğleden sonra saat üç buçuk dört gibi bir ikindi vakti dörde doğru atıştırmalık yine sağlıklı bir atıştırmalık bunlar güzel şeyler.

 

 

Ana yemeklerinizi söyledik ama siz işte kilo kontrolü yapmak istiyorsunuz gün içinde çok acıktınız; bazen akşam geç olabilir bir sürü güzel seçenekler yapabilirsiniz.Bu sabah kahvaltıda Shake yiyebilirsiniz hazır vaziyette yaparsınız.İsterseniz benim hoşlandığım gibi işte buzlukta sakladığım kırmızı meyveler var kuru meyveler olur, meyveleri katar onlarla yaparsınız, bir gün içine muz eklersiniz, bir gün içine Çilek eklersiniz.

 

 

Ben yapmadım ama bir yerlerde içmiştim inşallah denk gelirse yine içerim, pancar eklersiniz kahvaltı yaparsınız.Öğlene kadar bekleyemezsiniz işte öğlen vaktinden önce güzel bir Herbalife Protein Bardan faydalanırsınız.Biliyorsunuz çikolatalı gofret filan değil ya da çocukların eline tutuşturulacak Çikolata değil.

 

 

Protein var ya sizi en az 1-2 saat daha tok tutacak.Enerjinizi yüksek tutacak ve vücudunuzun ihtiyacı olan proteini, karbonhidratı ve 20 civarında vitamin ve minerali karşılayacak bir ara sağlıklı atıştırmalık onu da benim yaptığım gibi uzun uzun ağzınızda çiğnemek gerek.Ve işyerinin yemekleri varsa ya da evde sağlıklı pişirilmiş günlük taze bir yemeğiniz varsa mutlaka katı gıdada gerekiyor.

 

 

Neden şimdi duyuyorum bazen biz işte hızlı kilo vermek için bir Detoks programı uygulayan insanlar var.Evet  sabah, öğle, akşam sadece Detoks programları denilen programlar var ama Herbalife bu değildir böyle bir program için uygun bir seçenek olmaz.Hele ki böyle bir program konusunda özel bir eğitim almadıysanız bu şekilde bir yaklaşım ciddi sorunlar yaratabilir.

 

 

Zaten insanoğlunun sindirim sistemi Günde en azından bir defa katı gıdaya göre programlanmıştır.O zaman siz de bu katı gıdadan faydalanmak için öğlen yemek yemeniz iyi olur. Neden Akşama herbalife öneriyoruz çünkü genelde bizim insanımızın akşam yemeği ağırdır, sağlam yeriz. Eve gittik mi çorbasından, işte et yemeğine, tavuk yemeğinden, pilavına, makarnasına ,zeytinyağlısından,meyvesine dibine vururuz.

 

 

Bu iş O yüzden eğer akşam yemeğini Herbalife shake ile değiştirebiliyorsa mükemmel sonuç alırız.Ciddi bir kalori eksiltmesi sağlarız. Bu da kısa sürede daha fazla kilo verdirmeyi sağlar. Öğlenden akşama çok uzun süre aç kalacaksanız eğer işte akşam eve gittiğiniz de felaket saldıracaksınız ve farkına varmadan bilinçsizce yiyeceksiniz.

 

 

Bunu yapmamak için bir ara öğün ,belki bir protein bar ya da iş yerinden çıkmadan hemen hızlı bir şekilde bir herbalife domates çorbası çok iyi gelecektir.Yemeklerden sonra çay alışkanlığı olanlar herbalife çay içsin metabolizmayı hızlandırır hem de yediğiniz gıdalarda ki bazı zararlı kalorilerin ,bazı zararlı maddelerin emilimini engellemeye yardımcı olabilir.

 

 

Kendinizi daha iyi hissetmenize yediğiniz gıda yardım sağlayacaktır.Kabaca ne zaman ne yiyeceğimizi bir beslenme programını da düşündük. Ama daha güzeli var şimdi yemek yemeyip tek başına bir şey yapıp yemeyenler var.

 

 

Ben biliyorum bazen önerdiğimiz insanlar oluyor alıp böyle Herbalife Shake hazırlamak bile işkence geliyor insanlara.Onları dostlarınızla birlikte sabah o işi çok iyi beceren çok iyi Shake yapan birinin elinden her sabah farklı bir lezzet ,her sabah farklı bir karışım, her sabah farklı seçeneklerle karşınıza getirirlerse orada sohbetin yanında Herbalife shake acayip keyifli hale geliyor.

 

Bizimle iletişimde kalabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zUlc73CDiy4

 

Lider Beslenme Herbalife Bağımsız Üyesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site Roneon güvenlik uygulamaları ve Google reCAPTCHA tarafından korunmaktadır.
Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları kabul edin.